OKURLARIMA YANIT Yalçın DURAK yalcin-durak@hotmail.com21 Ocak 2012 Cumartesi 13:23
Gerek Yeni Tirebolu'da ve gerekse Giresun Işık'ta yayımlanan "FETHULLAH GÜLEN NEDEN HACI OLAMIYOR" başlıklı yazım, her iki sitenin okurları tarafından, haklı olarak yorumlara ve eleştiriler neden oldu. Eleştiriler daha çok Yeni Tirebolu'nun okurlarından gelmişti. Giresun Işık okurlarından sadece "Giresun 28" rumuzlu bir okur ve bir de Sayın Sami Bayram yorum yaparak eleştirilerde bulunmuştu. Ben aşağıdaki yazıyı daha çok Yeni Tirebolu'da yapılan yorumlar üzerine hazırlamış ve "son yazım" olarak yayımlanmasını istemiştim. Uzun süre beklememe karşın yayımlanmadı. Bunun üzerine yaş olarak küçük kardeş diyemeyeceğim ama, bir amca yeğen kadar yakınlık ve sevgi duyduğum, büyük bir özveri ile yönettiği sitedeki gayretlerini takdir ettiğim Sevgili Hasan'a aşağıdaki yazıyı gönderdim. Sevgili Hasan Görüyorum ki son yazımı yayımlamamakta kararlısın. Zaten yayımlamanı da beklemiyordum, ama "belki" dedim. Atatürkçülüğün ilk hedef yapıldığı YüceAtatürk'ün Türk Gençliğine hediye ettiği 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI'nın dahi, geleneksel kutlama yeri ve şeklinin İPTAL edildiği bir ortamda, "BEN 77 YAŞINDA SAPINA KADAR ATATÜRKÇÜYÜM. BENİM NE AMERİKA'DAKİ HOCA EFENDİDEN, NE DE KORKU İMPARATORLUĞUNDAN zerre kadar korkum yok" diyen bir yazarın yazısını yayımlamak gerçekten biraz cesaret isterdi. "Bir amca yeğen, ya da abi kardeş olarak" iyi günlerimiz oldu. Hayatta başarılarının devamını diliyorum. Hoşça kal. Sevgili Hasan'dan gelen 15.01.2012 tarihli yanıt aynen aşağıdaki gibi idi.
Yalçın abi kaç gündür fırsat bulup cevap yazamadım... müsait bir zamanda cevap yazacağım... Sadece şu kadarını bilmeni isterim benim büyük dedemin çanakkaleye gidip dönmediği için mezarı yok... 77 yaşında vatan için ölmek kolay ben 34 yaşında gözümü kırkmadan can veririm aynı uğurda ama buradaki mesele bu değildi. Ben sadece size değil herkese aynı uyarıyı yaptım. yazılarınızı bugüne kadar çekinmeden yayınladım. yine yayınlayacağım ama ortada bir yanlışlık varsa düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum... selamlar... FETHULLAH GÜLEN YAZISI ÜZERİNE Sevgili Hasan 31 Aralık 2011 tarihinde Yeni Tirebolu’da ve Giresun Işık'ta “FETHULLAH GÜLEN NEDEN HACI OLAMIYOR” başlıklı bir yazım yayımlandı. Bu yazının sadece aşağıdaki ilk paragrafı bana aitti. Bana gelen internet yazısında bu yazının başlığı da dahil, tamamının Prof. Dr. Erdal Atabek imzasını taşıyordu. Benim yazdığım ilk paragraf aynen şöyle idi: Ben bu yazıyı İnternette gördüm. Yazarı, Prof. Dr. Erdal ATABEK. Kesin ifadelerle Fethullah’ın neden Hacca gidemediğini, neden hacı olamadığını yazmış. Şimdi daha iyi anladım Fethullah hocanın İslamın Kabesi Mekke yerine neden, paranın kabesi Amerika’yı tercih ettiğini. Bu Dünya’da işi iş, hayatını el bebek, gül bebek Amerika’da sürdürüyor. Ama doğrusu şunu çok merak ediyorum, “kazanmak için dilinden ve göz yaşlarından başka hiçbir organını kullanmadığı bu milyarlarca dolarlık servetin hesabını acaba öbür Dünya’da nasıl verecek?” Evet bu paragraf benim görüşümü dile getiriyordu. Yazı yayımlandı ve bir çok eleştiri ve yorum aldı. Bunlardan en gerçekçisi ve aydınlatıcı yorum Sayın Mirzasancar imzalı olanı idi. Belgeleri ve tarihleri ile Hoca Efendinin Hacca gittiğini yazıyordu. Aydınlatıcı yorumları için kendisine teşekkür ederim. Bir de Abidin Ayvacı yorumunda Prof. Dr. Erdal Atabek’in kendi sitesi olan www.erdalatabek.com sitesinde bu yazının kendisine ait olmadığını kesin bir dille yalanladığını yazmış. Ona da teşekkür borçluyum. Ancak ben bulamadım. Bu ikisi haricindeki yorumların çoğunluğunun amacının “üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ben bu yazıyı tereddütsüz kullandım. Çünkü, bu yazını altında Prof. Dr. Erdal Atabek ismi yazıyordu. Koskoca Prof. Hem de Cumhuriyet gibi ciddi bir gazete’de yazı yazan bir profesörün yazısının “doğru veya yalan” olabileceğini düşünmek aklımın ucundan dahi geçmedi. Ben okudum, başkaları da okusun istedim, gönderdim. Sen de yayımladın. Sana da teşekkür ederim. Sayın Mirzasancar imzalı yorumlardan sonra konuyu araştırma gereğini hissettim ve araştırdım. Gerçekten Hoca Efendi biri Diyanet İşleri Başkanlığı görevlisi olarak, ikincisi bir başkasının yerine, üçüncüsü olarak da kendi adına Hacca gitmiş. Bunun üzerine hatamı kabul ederek araştırmamı sürdürdüm.
Yayımlanan yazının beklenenin üzerinde tepki alması üzerine bana aşağidaki uyarı mailini gönderdin ve bir konuyu özellikle vurguladın. Vurguladığın konuya daha sonra değineceğim. 02.01.2012 tarihinde gönderdiğin mail: Yalçın Ağabey,
Bu uyarıyı aslında dolaylı yoldan site tekrar açıldığı zaman yapmıştım. Ama ne yazık ki bazı yazarlarımız açısından değişen bir şey olmadı. Yeni Tirebolu.com sitemiz daha çok ilçemizin veya bölgemizin sorunlarını gündeme getirmek niyetiyle kurulmuştur. Bana bir faydası olmayan siteyi yaşatma çalışmam da tamamen bu duygular ile sürmektedir.
Hergün internet üzerinde doğru ya da yanlış olduğu kesin olmayan onlarca makele veya habere rastlamak mümkün. Uzun zamandandan beri okuyucalarımızla kendi yazılarınız veya kendi düşüncelerinizi paylaşmak yerine alıntı yazılara ağırlık veriyorsunuz. Bunun telif hakları açısından yasal bir durum olmadığı gerçeğini göz ardı etsek bile hedef kitlenin esas alınmadığı editöriyel açıdan ortada. Bu yüzden sizi uyarmak zorunda olduğumu düşünüyorum. Yazılarınızı daha çok bölgesel odaklı veya hepimizi ilgilendiren konularda yazmanız bu konudaki temennimdir. Saygılar....
Hasan Kübüç Bu yazın üzerine ben de sanA şu maili göndermiştim: Sevgili Hasan Biraz önce Prof. Dr. Erdal Atabek'e bir mail gönderdim ve yazının kendisine ait olup olmadığını sordum. Şöyle veya böyle bir yanıt alacağımı ümit ediyorum. Bu nedenle şimdilik bu kadar diyeceğim. Selam ve sevgiler. Sayın Atabek’e gönderdiğim yazı da aynen şöyle idi: Sayın Atabek, Öncelikle verdiğim rahatsızlık için özür dilerim. Ancak yukarıda başlığını verdiğim yazı bana internet kanalıyla Paris’ten geldi. Ben de yazının tamamını mahalli bir internet gazetesinde yayımladım. Tabii ki büyük tepki aldım. Aldığım tepkiler “bu yazının sizin olmadığını ve sizin Cumhuriyet gazetesi veya herhangi bir yayın organında böyle bir yazı yazmadığınızı www.erdalatabek.com isimli size ait sitede kamuya açıkladığınızı”şeklinde idi ve beni araştırma yapmadan “hoca efendi” hakkındayalan yanlış yayın yapmakla suçlayan yorumlardan oluşuyordu. Gerçi biraz da haklı olduklarını düşünüyorum. Çünkü benim de, gerçekten yazının ilk defa ne zaman gündeme geldiğini bile araştırmadan, bu günün koşullarında ses getireceğini düşünerek, bir internet mahalli haber sitesinde yayımlamam, belki bir hata idi. Daha sonra yaptığım internet araştırmasında “hoca efendinin” üç kez Hacca gittiğinin yazıldığını gördüm. Bu durumda kafam iyice karıştı. Çünkü sizin gibi konusunda deneyimli bir yazarın, en azından benim yaptığım hatayı yapması, yani araştırmadan, soruşturmadan böyle bir iddiada bulunması olası olamayacağını düşünerek, yapılan yorumların haklılığı kanaati bende ağır bastı. Ancak yine de hem Cumhuriyet Gazetesi arşivinde ve hem de size ait sitede, sözü edilen yalanlamayı aradım, ama maalesef, belki de biraz bilgisayar kullanmadaki yeteneksizliğimden dolayı böyle bir yalanlamaya ulaşamadım. İşte bu nedenle sizi rahatsız ediyorum. Lütfen bu konuda beni aydınlatın. Eğer bu yazı gerçekten sizin değilse, yeni bir yazı yazarak, öncelikle sizden, daha sonra sitenin editöründen ve özellikle de okurlarımdan özür dileyeceğim. Ama lütfen beni bu konuda yanıtsız bırakmayın.
Bir noktayı özellikle vurgulamakta yarar görüyorum. 77 yaşında emekli bir ziraat yüksek mühendisiyim. Atatürk’çü bir ailenin çocuğu olarak Dünya’ya geldim. Hala aynı yolda bir delikanlı kadar ateşliyim. Bizi çağ dışı karanlıklara sürüklemek isteyenlere bütün gücümle savaş verme gayreti içindeyim. Zaten aldığım tepkiler biraz da bu niteliğimden kaynaklanıyor. Tekrar, beni yanıtsız bırakmayacağınız inancımı vurgulayarak saygılar sunuyorum. Bu vesile ile en kötü yılımız 2011 olması dileğiyle, mutlu, sağlıklı esenlik dolu yıllar diliyorum.
Evet aynen böyle idi Sayın Prof. Dr. Erdal Atabek’e gönderdiğim mail. Bu güne kadar bir yanıt alamadım. Bu nedenle ben araştırmadan yayımladığım bu yazı için öncelikle okurlarımdan ve senden özür diliyorum. Yukarıda da dile getirdiğim gibi eğer sayın Atabek gerçekten yazının kendisine ait olmadığın bildirseydi ona da bir özür borçlu olacaktım. Ama belki de kapanmış bir yarıyı tekrar kaşımamak için beni yanıtsız bıraktı.
Sevgili Hasan şimdi gelelim senin bana gönderdiğin uyarı mailine. Ne diyorsun mailinde:
Yeni Tirebolu.com sitemiz daha çok ilçemizin veya bölgemizin sorunlarını gündeme getirmek niyetiyle kurulmuştur.
Ve devam ediyorsun:
Uzun zamandan beri okuyucalarımızla kendi yazılarınız veya kendi düşüncelerinizi paylaşmak yerine alıntı yazılara ağırlık veriyorsunuz. Bunun telif hakları açısından yasal bir durum omadığı gerçeğini göz ardı etsek bile hedef kitlenin esas alınmadığı editöriyel açıdan ortada.(Kusura bakma eğer bir yazıda ‘her hakkı mahfuzdur’uyarısı yoksa herkes bunu kullanabilir kanısındayım. Ayrıca ben bütün alıntı yazılarımda ‘bu yazıyı internetten aldım’ şeklinde kaynak gösterdim. Y.D.) Bu yüzden sizi uyarmak zorunda olduğumu düşünüyorum. Yazılarınızı daha çok bölgesel odaklı veya hepimizi ilgilendiren konularda yazmanız bu konudaki temennimdir, diyosun.
Peki şimdi de ben sana soruyorum, aşağıdaki yazarların belirtilen tarihte Yeni Tirebolu’da yayımlanan karşılarında başlıkları da yazılı yazılarının hangisi ilçemizin ya da bölgemizin sorunarı içeriklidir. Ben bu başlıkları özellikle Ekim 2011 tarihinden sonra yazılanlardan seçtim. Daha eskilere gitsem yüzlercesini buludum. 1-Arap Baharına Türk Baharı da Katılır mı? Yazarı Hüseyin Raşit Yılmaz 6.Ocak 2012 2-Beş mi Yedi Yıl mı Diyelim? Yazarı Ahmet Özdemir tarih 1.Ocak 2012 3-Viyana Notları – Recep Şahan – 26.Aralık.2011 4-Yürüyen Mucize – Fatih Cengiz – 10.Kasım.2011 5-Sorgu – Emel İsarbeyli – 19.Ekim.2011 Evet sevgili Hasan yukarıdaki yazıların hepsini Yeni Tirebolu’nun ikinci yayım dönemi yazılarından seçtim. Bunların hangisi Tirebolu veya bölge ile ilgili. Yukarıda Sayın Prof. Dr. Erdak Atabek’e gönderdiğim mailde de özellikle vurguladığım gibi, ben sapına kadar “ATATÜRK’çü” 77 yaşında bir “DELİKANLIYIM”. Biliyorum benim bazı yazılarım, ya da alıntı yaparak yayımladığım yazılar bazılarını rahatsız ediyor. Benim ne Amerika’daki “HOCA EFENDİden”, ne de Türkiye’de “KORKU İMPARATORLUĞU” yaratma çabasında olanlardan zerre kadar korkum yok. Ama sen “Abi sen korkmuyorsun ama, ben korkuyorum. Zararı bana dokunabilir. Bu nedenle seni uyarma gereğini duydum” diyorsan lütfen bu yazıyı tek kelimesine dokunmadan köşemde son kez yayımla ve yazının altına da “Yalçın Durak artık bu köşede yazı yazmayacak” diye yaz. Başarılarının devamı dileklerimle. Bu köşe yazısı toplam 1549 defa okunmuşturKöşe Yazısı Yorumları Yorum EkleSayın yalçın durak,yazılarınızda öyle bir sataşma sergiliyorsunuzki sadece polemik yaratmak üzere,“Abi sen korkmuyorsun ama, ben korkuyorum. cümlesi özellikle belde aşağı vuruyor editörü,lakin tarzınız bu!Gördünüz üzere bu sitede yazılarınız olumlu yönde pekde eleştirilmiyor,bu site yanlı bir sitede değil üstelik.Siz kendi görüşlerinize daha yakın bir medya grubunda yazılarınıza devam etmelisiniz! cevdet gözüpek - 2012-01-30 09:32:54ha şöyle. kenara çekil biraz. istirahat et. bak görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler... emin - 2012-01-22 14:56:23