Yeni Tirebolu
Son Dakika
Yeni Tirebolu, Yeni Sahibini Arıyor Bulancak'ta OSB Sevinci Emre Toraman'a Sert Tepki GTSO'dan Demir Yolu Mektubu Aşırı Soğuklar Fındığı Etkilemedi Havaalanının Deniz Dolgusuna Başlandı Çanakçı’da Sütler Toplanıyor Görele'de Sokaklara Kum Döküldü Terör Mağdurları Hekim'i Seçti Giresun'da Doğaya Yem Bırakıldı
İsmet RİZELİ
 
TARİH VE KÜLTÜR KENTİ TİREBOLU
İsmet RİZELİ
ismetrizeli@gmail.com
7 Aralık 2011 Çarşamba 16:26
Facebook
Google
Twitter
Yazdır


Değerli Yeni Tirebolu.com okurları.


Bu yazı bu sitede, aslında internet medyasında yayınlanan ilkyazım.

Uzun zamandır; eğitim, tarih ve güncel konularla ilgili birikim, görüş ve düşüncelerimi siz hemşerilerimle paylaşmayı istiyordum. Ancak iş yoğunluğum bugüne kadar yazı yazmamı engelledi. Esasen iş yoğunluğumda azalma olmadı. Ancak geçtiğimiz günlerde Sayın Metin KARSLI’nın bu sitede yazdığı “Geçmişini Bilmeyen Geleceğini Göremez” başlıklı yazı bu anlamda tetikleyici oldu.

Bu yazıyı okurken aklıma birden Sayın Hasan KÜBÜÇ’ ün 1 yıl kadar önce yazdığı    Tirebolu Belediye Başkanı Ben Olsaydım başlıklı Tirebolu ile ilgili önerilerini de içeren yazısı geldi. İlk anda birbirleriyle çok ilgisiz gibi görünen bu iki yazı yan yana okunduğunda içerdiği mesajlar daha iyi değerlendirilebiliyor. Bunlara, Tirebolu’muzun her iki yönden girişinde ve şehir içindeki çeşitli bilbordlarda yer alan “Tarih ve Kültür Kenti Tirebolu” sloganlarını eklediğinizde resmi daha net görebiliyorsunuz.

Bu uzun girişten sonra gelelim Tirebolu’nun “Tarih ve Kültür Kenti” olması konusuna. Sanırım bu sloganı üretenler ya tarihi kent olmakla “tarih kenti” olmak arasındaki farkı bilmiyor ya da oportünist bir yaklaşımla insanları yanlış yönlendiriyor. Bunu neye dayanarak mı söylüyorum?

Şu soruların herkesi tatmin edebilecek cevapları var mıdır?

- Tirebolu’da kaç tane tarihi eser niteliğinde yapı vardır.


- Bu eserlerin bir envanteri çıkarılmış mıdır?


- Hangileri aslına uygun olarak restore edilip koruma altına alınmıştır.


- Bu eserler hakkında Tirebolu’ya gelen yerli-yabancı turistlere bilgi aktarabilecek kaç tane resmi veya sivil görevli vardır?




Tarih ve Kültür Kenti Tirebolu’dan bir tarihi eser manzarası !!

Bir kentin Tarih ve kültür kenti olabilmesi için öncelikle, o kentte yaşayanların kentin tarihi ve kültürel zenginliklerine sahip çıkması gerekir.

Bu bağlamda sözü fazla dolaştırmadan, Sayın Metin KARSLI’ nın yazısında gündeme getirdiği mezar taşlarına gelelim. Çoğunluğu Osmanlı Devleti döneminden kalma bu mezar taşları, uzun zamandır kaderlerine terk edilmiş şekilde KALE’ de durmakta idi. (Bu mezar taşlarının bugün Dumlupınar ilkokulun bulunduğu alandaki mezarlıktan alınan taşlar olduğunu aile büyüklerimizden çok dinledik.) Ancak herhangi bir koruma tedbiri olmadığı için bu taşları zaman zaman çocuklar, oyun olsun diye kalenin arka tarafından denize yuvarlayıp eğlenirlerdi. Bu taşlar konusunda ilk önemli çalışma İstanbul Kadıköy Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin değerli başkanı Sayın Dr. Tahsin AKGÜN ağabeyimizin katkılarıyla Sayın Ayhan YÜKSEL’in öncülüğünde Tirebolu tarihini araştırmak üzere ilçemize gelen Prof. Dr. Faruk SÜMER tarafından yapılmıştır. Daha sonra, Sayın Gazanfer İLTAR tarafından 2005 yılında hazırlanan ‘’ Giresun İli Sahil Şeridindeki Osmanlı Mezar Taşları’’ konulu Yüksek Lisans tezinde incelenmiştir. Bu çalışma Giresun Valiliği tarafından yayınlanmıştır.

Bu çalışmanın 165 – 261 sayfaları arasında Tirebolu’daki mezar taşları konu edilmiştir. Bu çalışmada, Sayın İLTAR Tirebolu Kalesi’nde 24 mezar taşına ulaşabildiğini, 20 kadar mezar taşının da kırık olduğu için okunamadığını ifade etmektedir.

Sayın Faruk SÜMER Hoca’nın Tirebolu’da yaptığı saha çalışmaları sırasında sürekli olmasa da yanında bulunma imkânım oldu. İtiraf etmeliyim ki üniversitede Tarih tahsili yapmama rağmen mezar taşlarının bir toplum için ne anlama geldiğini Faruk Sümer hoca ile yaptığımız çalışmalar sırasında öğrendim.



Sayın Prof. Dr. Faruk SÜMER, Ayhan YÜKSEL, Hasan YILDIZ (Merhum Mıcık Hasan ve Ben; Kalede yapılan çalışma sırasında dinlenme molasında)

Faruk Hoca kalede yaptığımız saha çalışması sırasında mezar taşlarının bir ülkenin tapu senedi olduğunu söyleyerek mutlaka koruma altına alınmasını istemiş, dönemin yerel yöneticilerine de bu talebi iletilmişti. Faruk SÜMER hocanın araştırma yaptığı dönemde sadece kalede yüzün üzerinde mezar taşı vardı. Bunların önemli bölümü (93 adet mezar taşı) hoca tarafından yeni harflere çevrilmiş ve “Tirebolu Tarihi” kitabının 192 – 222. sayfalarında yayınlanmıştır. (Bu arada şu anımı da aktarmalıyım.. 2010 yılı Haziran ayında TİRDEF’ in öncülüğünde İstanbul’ da Mecidiyeköy Kültür Merkezinde düzenlenen Kültür ve Sanat Günleri programında Faruk SÜMER’ in bu isteğini dile getirerek 19 yıl hiçbir şey yapılmadığını, bu konuda 19 yıl daha bekleyip beklemeyeceğimizi sorduğunda sayın Prof. Dr. Taner KARAHASANOĞLU - tabii ki yerel yöneticilerden aldığı bilgiler doğrultusunda olmalı - bir - iki ay içinde bu sorunun çözüleceğini ve taşların koruma altına alınacağını söylemişti. Görünen o ki, “ Tarih ve Kültür Kenti Tirebolu”  bu tarihi ve kültürel öğelerini korumak için uzun zaman beklemek zorunda kalacak)

Faruk Hocanın bu araştırmayı yaptığı 1991’ den, Sayın İLTAR’ ın Yüksek Lisans tezini hazırladığı 2005 yılına kadar geçen sürede kaledeki mezar taşlarının neredeyse üçte ikisinin kaybolması ‘’ Tarih Ve Kültür Kenti Tirebolu’’ ya yakışan! bir sonuç olsa gerek, Sayın KARSLI’ nın yazısından öğreniyoruz ki hala bir koruma önlemi alınmamış..

Yine Faruk SÜMER’ in saha araştırmaları sırasında, Tirebolu’da postanenin (PTT) hemen karşısındaki hamam ile yolun birleştiği noktadaki çukurda çöplerin arasında bir kitabe bulunmuş, bu kitabenin yeni harflere çevrilmiş şekli de yine aynı kitapta yayınlanmıştır. Bu kitabe – o zaman - en iyi korunabileceği yer olduğu düşünülerek, öğretmen evine teslim edilmiş (Eski Park Otel), ancak daha sonra öğretmen evinin taşınması sırasında bu kitabe de maalesef kaybolup gitmiştir.



Korunması amacıyla Öğretmenevine emanet edilen ancak taşınma sırasında kaybolan Kitabe !!!

Yukarıda yazılanlar, tarihi ve kültürel eserlerine sahip çıkamayan bir kentin dolayısıyla Tirebolu’nun – “Tarih ve Kültür Kenti” olarak nitelendirilemeyeceğinin ve bu yolda bir markalaşma sürecinin yaşanamayacağının göstergeleridir.

Bunlara şu sorulara verilecek cevaplar da eklenebilir.

- Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından bastırılan Prof. Dr. Faruk SÜMER’in yazmış olduğu “TİREBOLU TARİHİ” kaç Tirebolulu tarafından okunmuştur? Kaç Tirebolulu ailenin kütüphanesinde bu kitap yer almaktadır?


- Tirebolu’nun tarihi ve kültürünü araştıran Sayın Ayhan YÜKSEL’in kitapları Tirebolu’ da ne kadar alıcı bulmaktadır. (İnsanlarımız tarihlerini ve kültürlerini öğrenmeye ne kadar meraklıdır?)


- İlçemizde Tirebolu’yla ilgili araştırmaların ve konusu Tirebolu’da geçen, Tirebolu’dan bahsedilen; şiir, hikaye, deneme, roman gibi eserlerin bir araya toplandığı bir Tirebolu Kitaplığı var mıdır?


- Tirebolu’da Eski Tirebolu resimlerinin, gravürlerin ve etnografik eserlerin de sergilendiği bir kültür merkezi var mıdır? Yani Tirebolu Kültür Merkezi olmayan bir kültür kenti midir?


Bu sorulara verdiğimiz cevaplar genelde olumsuz ise Tirebolu’nun bir “Tarih ve
Kültür” kenti olmasından söz edemeyiz.

Son olarak bir düzeltme yapma ihtiyacı hissettim.

Gerek Sayın Metin KARSLI’ nın yazısında, gerekse KARAHASANOĞLU aile
mezarlığında koruma altına alınan tarihi mezar taşının yanına yapılan çeviride aynı yanlışa düşülmüştür.

Bu taşlar eski harflerle ve Türkçe olarak yazılmıştır. Dolayısıyla yapılan işlem yeni harflerle yazılması olup ‘’Türkçeye çevirip’’ ve “Türkçesi” ibaresinin kullanılması doğru olmamıştır.

Yeni yazıda buluşuncaya kadar sağlık ve esenlikle kalın..


Bu köşe yazısı toplam 1363 defa okunmuştur
Köşe Yazısı Yorumları
Yorum Ekle
Yüreğine kalemine sağlık ismet bey..önce geçmişimizi öğrenelim sonra yorum yapalım,doğru kelimeleri doğru yerde kullandırmayıda öğretmek lazım derim :)yeni yazılarınızı bekliyoruz sayın hocam :)
Arif Baycan - 2011-12-12 09:17:21
Tirebolu\'da modernlik anlamında bir şeyler yapılmıştır; ancak tarihî değerleri ortaya çıkaracak hiçbir şey yapılmamıştır. Örnek: Mezar taşları ile birlikte kültürel değerleri çok yüksek olan ve gelecek kuşaklara tanıtılması ve aktarılması gereken önemli eserler gönüllü kişilerden toplanarak küçük de olsa bir Tirebolu müzesi yapılamaz mıydı? Bunu yapmak hâlâ mümkün.
Ali BAYRAK - 2011-12-07 22:40:56
 
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Finans
İMKB 100
60104
USD ALIŞ
1.7590
USD SATIŞ
1.7710
EURO ALIŞ
2.2930
EURO SATIŞ
2.3100
POUND ALIŞ
2.7550
POUND SATIŞ
2.8000
ALTIN ALIŞ
97.0390
ALTIN SATIŞ
97.4780
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur