Yeni Tirebolu
Son Dakika
Yeni Tirebolu, Yeni Sahibini Arıyor Bulancak'ta OSB Sevinci Emre Toraman'a Sert Tepki GTSO'dan Demir Yolu Mektubu Aşırı Soğuklar Fındığı Etkilemedi Havaalanının Deniz Dolgusuna Başlandı Çanakçı’da Sütler Toplanıyor Görele'de Sokaklara Kum Döküldü Terör Mağdurları Hekim'i Seçti Giresun'da Doğaya Yem Bırakıldı
Özcan TEMEL
 
TİREBOLU
Özcan TEMEL
otemel28@hotmail.com
21 Aralık 2011 Çarşamba 03:19
Facebook
Google
Twitter
Yazdır


Tirebolu’da demirciler örse vursa,
Akçaabat denizinden duyulur.
Çarşılarda bakır dövse bakırcılar,
Denizler kızarır gün batarken.

Bir kız peştamal dolasa beline, fındık dalı beline,
Köylüler konuşsa noter kapısı önünde,
Bir terzi ceket dikse iğnesinin türküsü,
Duyulur Akçaabat denizinde.

Yukarıdaki şiir Ceyhun Atuf Kansu’nun kaleminden dökülmüş, ak kâğıt üzerine. Şiirde geçen Tirebolu ve Akçaabat ilçelerinden biri Giresun’un diğeri Trabzon’un iki önemli kıyı kenti. Her ikisinin de ortak yanları, yakınlıkları var ki ozan her ikisini de aynı şiirde buluşturmuş. Bu yakınlık, Bir terzi ceket dikse iğnesinin türküsü / Duyulur Akçaabat denizinde.” dizelerinin yumuşaklığı, sıcaklığı hatta içtenliği ile anlamlaşır…

Yunancada ‘üç kent’ anlamına gelen Tripolis’ten gelmektedir; adı, Tirebolu’nun. Yine Akçaabat’ın da Yunanca ‘çınar ağacı’ anlamına gelen Platana’dır; en eski adı. Her ikisi de çok eski, tarihi birer kenttir. Sırasıyla, Miletos, Rum Pontus, Trabzon Rum İmparatorluğu dönemlerini yaşayan bu iki kent, nihayette Fatih Sultan Mehmet’le Osmanlı topraklarına katılır.

Belki de Kansu’nun her iki ilçemizi aynı şiirde bir araya getirmesi, bundandır. Bu iki ilçe, Doğu Karadeniz’in denizle kucaklaşan, koklaşan, öpüşen, cilveleşen iki güzel kıyı kentidir. Bu iki ilçeyle kültürel benzerlikleri olan bir diğer Doğu Karadeniz kıyı ilçesi de Sürmene’dir. Haksızlık etmemek için Sürmene’yi de anmak gerek. Doğayla uyumlu, henüz bozulmamış güzelim evleri, dar sokakları; musikiye olan aşinalıkları, kent kültürünü yaşayıp yaşatmaları bu üç şirin ilçenin benzeşen yanlarıdır. İki ilçemizi bir yana koyup Tirebolu’dan söz etmek istiyorum.

Doğudan şehre girişte, genişte vadisinde döne, kıvrıla kımıltısız akar Harşıt Çayı. Az ilerde, denize doğru uzanan yarımadanın üstünde Sen-Yean ya da bilinen diğer adıyla Tirebolu Kalesi ile göz göze gelinir. İrili ufaklı kara taşların biçimlendirdiği güzel kale, tarihin derinliklerine, Bizans dönemine, çeker sizi. Yukarıdan bakınca, kalenin eteklerini yalayan dalgaların yumuşak sesi, açık mavi gökyüzü ve onun koynundaki beyaz kanatlı martıların nazlı nazlı süzülüşü… her şey ama her şey düşler ülkesine yelken açmanız için hazırdır, burada…

Kentin kıyısında bir diğer kale Andoz’dur. Üçüncü kale, kıyıdan beş kilometre kadar içeride Bedreme. Bir kaleler kentidir, Tirebolu… Tarih ona, bu üç kale kalıntısını armağan etmiştir, cömertçe…

Kıyılarımız hızla dokusunu kaybediyor; dahası özünü, ruhunu kaybediyor. Tarihi evlerine sırt çeviriyor, ilçelerimiz, illerimiz. O doğasıyla, iklimiyle uyumlu güzelim evler yıkılıyor, bilinçsizce; yerlerine birbirine benzeyen estetik değerden nasipsiz apartmanlar dikiliyor, hoyratça… Mumla arar olduk o güzel evleri… O güzel evler ki tek katlı, çift katlı kara taş ve doğrama işçiliğinin altın damlaları… Yazın serin, kışın sıcak… İçleri sıcacık, pencereleri daima gülen, beyaz perdeleri daima dantelli eski ama gururlu evler…

İşte bu tarihi evleri hâlâ ayakta kalabilen bir iki kıyı kentinden biridir, Tirebolu. Hâlâ o evlerde yoğrulan kültürün izleri var, insanlarında… Hâlâ o evlerde utlar, cümbüşler, kemanlar çalınıyor mu? Sanat musikisi icra ediliyor mu? Hâlâ o evlerdeki genç kızlar hamama gitme geleneğini sürdürüyor mu? Hâlâ görkemli düğünler oluyor mu? Doğrusu bilmiyorum. Bildiğim, daha doğrusu duyduğum bir şey var ki gelinler Tirebolu’dan Görele’ye deniz yoluyla getirilmiş bir zamanlar…

İri, kara taşlarla kıyılar doldurularak yapılan Karadeniz sahil yolu, ilçelerimizin denizle bağlantısına kocaman bir set çekti, acımasızca… Küçücük de olsa kumsallarımız vardı; çakıl taşlı kıyılarımızda. Onlar da iri, kara taşların altında kaldı… Kıyısı, kumsalı bozulmayan birkaç şanslı ilçeden biri de Tirebolu. Sahil yolu, uzunca bir tünelle geçti Tirebolu’dan. Böylece hem kıyısı, kumsalı, denizi hem de doğal dokusundaki mavi-yeşil armonisi korunmuş oldu.

Safranbolu nasıl tarihi evleri ile tanınıyorsa, kültür adına önemli bir değer taşıyorsa eğer eski dokusunu bozdurmaz, koruyabilirse Tirebolu da Safranbolu gibi öyle tanınır ve değer taşır. Safranbolu gibi kendine özgü bir müze- kent olabilir… Gerek dişleri dökülmüş eski kaleleri, gerek eski ama sevimli, alımlı evleri, gerek sokakları tarihi çeşmeleri, Osmanlı mezar taşları, hamamları ile hâlâ ayakta kalabilen, eskinin izlerini taşıyan bu güzel kent, dokusunu bozmaya çalışan hoyrat ellerden kendini kurtartabilirse kültür adına, tarih adına, yaşam adına, dahası turizm ve ülkemiz adına önemli bir kazanım olacak, hiç kuşkusuz.

Şair, yazar, siyasetçi Hasan Ali Yücel, Yaşayıp yaşatmak işimiz bizim.” diyor, bir dizesinde. Yaşayıp yaşatmak; korumakla, güzelleştirmekle olabilir, ancak. Dileğim şudur ki bilinç ve sağduyu öne çıksın; deniziyle, doğasıyla, bozulmamış dokusuyla Tirebolu’nun Doğu Karadeniz’in bir tarih ve kültür beldesi olarak kalması yönünde gerekli adımlar atılsın. Kent, korumaya alınsın. Unutmamalıyız ki ‘yıkmak kolay’ ama ‘yapmak zor’dur. Ne yazık ki yitirdikten sonra anlıyoruz kaybettiğimiz onca değerimizi. Sonradan ah vah etmenin bir anlamı kalmıyor.

Söze, ünlü bir şairimizin Tirebolu ile ilgili duygulu, halkçı dizeleriyle başladım; yine, sözü, Tirebolulu bir şair arkadaşın, Osman Ünal’ın “bitmeyen gizli sevdasını” dile getiren dizeleriyle bitireyim.

Öyle güzel öyle şirinsin ki sen
Gönlümü büyüleyen,
Tatlı bir rüyam,
Bitmeyen gizli sevdam…
Çizmek, yazmak istiyorum seni
Elim dolu, gönlüm dolu Tirebolu’m.
Bu köşe yazısı toplam 932 defa okunmuştur
Köşe Yazısı Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Finans
İMKB 100
60104
USD ALIŞ
1.7590
USD SATIŞ
1.7710
EURO ALIŞ
2.2930
EURO SATIŞ
2.3100
POUND ALIŞ
2.7550
POUND SATIŞ
2.8000
ALTIN ALIŞ
97.0390
ALTIN SATIŞ
97.4780
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur