ÜLKEMİZDEKİ BİLGİ KİRLİLİĞİ SORUNU Arif AKDOĞAN akdogan_arif@yahoo.com9 Aralık 2011 Cuma 08:19
Ülkemizde maalesef büyük bir bilgi kirliliği mevcut. Hemen her gün, her hafta veya her ay sanal gündem konuları oluşturulup boş yere tartışmalar yapılarak boşa zaman geçirilmesine neden olunuyor. Basında, televizyonlarda incir çekirdeği doldurmayacak tartışmalar ve proğramlar yapılıyor. Dini konularda olsun, ülkemiz ve Cumhuriyet ile ilgili konularda olsun, küreselleşme ile ilgili olsun, Kürt sorunu ve demokrasi ile ilgili konularda, hemen her meslekten ve her kesimden gerekli bilgiye sahip olmayan, yeterli araştırma yapmamış ve objektifliğini kaybetmiş olan kişiler. Rüzgâra göre yön değiştirenler, entelektüel ve ilerici görünmek için dışarıdaki güç odaklarının ağzıyla konuşanlar her konuda ahkâm kesiyorlar.
Bu haberleri, yorumları okuduğunuzda sanki karşınızda bu konuda otorite olan biri var zannediyorsunuz. O kadar kati ve kesin bir dille eleştirilerde bulunuyorlar ki, karşı taraf tamamen hatalı ve suçlu oluyor. Burada, objektif olup, bilimsel araştırma yapan akademisyenleri ve gazetecileri, yıllarca ilgili konularda araştırma yapan mesleğinin erbabı olanları yazımın dışında tutuyorum tabi ki.
Çok merak ediyorum; Din konusu ile pek alakası olmadığı halde Müslümanlığı eleştirenler, İslam dinini yorumlamaya çalışanlar acaba hiç” Kur’an” Meali (özümseyerek ve en az 2–3 kez) okumuşlar mıdır? Mevlana hazretlerinin” Mesnevi’sini”, yine” Fihi Ma-Fih” adlı kitabını, imam Gazali’nin” Kimya-yı Saadet” adlı eserini, Nihat Hatipoğlu’nun “Barış Elçisinden Rahmet Dokunuşları” adlı kitabını, Abdülbaki Gölpınarlı’nın “Yunus Emre” kitabını okumuşlar mıdır? Acaba ellerine hiç İslam ilmihali alıp karıştırmışlar mıdır?
Yine merak ediyorum; Cumhuriyetimizi, demokrasimizi eleştirenler, ülkemizdeki Kürt sorununu, azılıklar sorununu istismar etmeye çalışanlar, hiç fayda sağlamayacak konuları kaşıyanlar ve ülkemizde birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi gerekirken, sürekli sorun oluşturmaya çalışanlar acaba, Falih Rıfkı Atay’ın” Çankaya”sını, Cemal Kutay’ın “Atatürk Bugün Olsaydı” adlı kitabını, Sarkis Terziyan’ın “Atatürk’ü Anlayamadınız” adlı kitabını, Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam” adlı kitabını, Kamuran Gürün’ün “Ermeni Dosyası”nı, Lord Kinros’ un “Atatürk” adlı kitabını, Ali Tayyar Önder’in”Türkiye’nin Etnik Yapısı”nı, Turgut Özakman’ın “ Cumhuriyet ve Şu Çılgın Türk’ler “ adlı kitaplarını, Ovanes Kaçaznuni’nin (Ermenistan’ın ilk Başbakanı) “Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok”adlı kitabını, Atatürk ün “Nutuk” adlı eserini, İrene Melikoff’un “Hacı Bektaş” adlı kitabını, hatta Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Yaban” adlı romanını okumuşlar mıdır? Çünkü konularında bu kadar detaylı ve geniş izahatlı açıklamalar yapan, bazıları o günleri yaşamış ve canlı gözlemleri içeren bazıları da belgelere ve geniş araştırmalara dayanan bu kitapları okuyanların bunların karşısında ısrarlı bir şekilde tepki vermeleri, iftira mahiyetine kaçan eleştiriler yapmaları bana pek mantıklı gelmiyor. Hiç objektif olmadıklarını ortaya koyuyor. Var güçleri ile bazı gerçekleri çarpıtmaya çalışıyorlar.
Cumhuriyet kurulduğundan buyana yaşananları, iyi ve kötü taraflarını da olumlu ve olumsuz olayları geniş araştırmalara, belgelere dayandıran, mümkün olduğunca gerçekçi bilgiler veren bu kitaplar, günümüz dünyasında eleştiri konusu yapılan, bir takım adaletsizlikleri, keşke olmasaydı dediğimiz uygulamaların nedenlerini, oluş sebeplerini ve yaşananları çok güzel açıklıyor. Meselelere tek taraflı bakılamayacağını ispatlıyor.
Tabi ki herkesin aynı şekilde düşünmesi zaten demokrasilerde olmaz. Ancak fikir beyan etmek farklı, otorite gibi konuşmak, ahkâm kesmek farklı şeyler. Zaten okuyup araştıran kişiler karşı fikirlere de saygılı olan, diyalog taraftarı olan olgun insanlardır. Peki, yukarıdaki ismi geçen kitapları okumuş olmak o konularda kesin kes otorite olacak şekilde konuşma ve yazma hakkını veririmi? Kesinlikle hayır. Çünkü okumanın ve öğrenmenin sınırı ve yaşı yok. O kitap isimlerini kesinlikle ukalalık olsun diye yazmadım. Lütfen yanlış anlaşılmasın. Zaten hemen herkesin bildiği ve her kitapçıda olan kitaplar. Sadece eleştiri konusu yaptığım kişilerle ilgili bir merak konusu.
Neyse sözü fazla uzatmadan bitirmekte fayda var sanırım. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “sözün hayırlısı, az olanı ve meramı anlatanıdır” demiş. Mevlana hazretleri de “ söz fazla bezenince maksat unutulur” demiş. Ne güzel sözler. Konu ile ilgili bir örnekle yazıyı bitirelim. M.Ö. yaşayan filozoflardan Atina’ lı Solon’a “senin bilginin diğer insanların sahip olduğu bilgilere üstünlüğü nedir ?” diye sormuşlar. Solon “sahip olduğum bilginin çok az olduğunu bilmemdir” diye cevap vermiş.