Yeni Tirebolu
Son Dakika
Yeni Tirebolu, Yeni Sahibini Arıyor Bulancak'ta OSB Sevinci Emre Toraman'a Sert Tepki GTSO'dan Demir Yolu Mektubu Aşırı Soğuklar Fındığı Etkilemedi Havaalanının Deniz Dolgusuna Başlandı Çanakçı’da Sütler Toplanıyor Görele'de Sokaklara Kum Döküldü Terör Mağdurları Hekim'i Seçti Giresun'da Doğaya Yem Bırakıldı
Fatih Cengiz CEBECİOĞLU
 
YÜRÜYEN MUCİZE
Fatih Cengiz CEBECİOĞLU
fatihcen.cebecioglu@hotmail.com
10 Kasım 2011 Perşembe 14:19
Facebook
Google
Twitter
Yazdır


Size sinirlendiğinde sadece “arkadaşım” diyerek küfür eden birinden bahsediyorum. Yanlış hatırlamıyorsam 2008’in Eylül’ünde tanışmıştık. Ne onun gelmek isteyeceği ne de benim doğmak isteyeceğim bir kara parçasında yollarımız kesişmişti. Bunların bir önemi yok aslında. Önemli hala “olmak”. Ve o hala buralarda bir yerleydeydi. Üstelik hala bizimleydi…


Yazın bir türlü gelmediği şehrimize geldiğinde,İpek Yolu’ nun kenarlarında açan gelinciklerin gülümsediği, her şeyin elbet bir gün yoluna gireceğine dair umutlarımızın yeşerdiği, bir yeşilçam filmi, bir ariel 12 "the end" fontu, bir önüm arkam sağım solum saklanmayan sobe çocuğu, bir
Holden Caulfield, çiçekleri her kış tekrar açan bir saksı çiçeği, her tırmanışımda sanki aşağıda birini görecekmişim gibi dönüp baktığım şehrin dik yokuşları… Üstelik onun gelmek istemeyeceği ve sizin doğmak isteyeceğiniz şehrin dik yokuşları…


Yıllardır ya da hiç bir zaman, karşılaşmamış/görüşmemiş/tanışmamış olabilirsiniz. Fakat aranızdaki ulvi bağ o denli güçlüdür ki, klişe iletişim kanallarına ihtiyaç duyulmadan aynı patikada ilerlemeniz mümkündür. O, yurtdışında yaşayan bir yazar da olabilir, asla karşılaşmayacağınız tarihi bir kimlik de... Kaç dönemdir görüşemediğiniz eski yol arkadaşınız da bu gruba girer, eserlerindeki hikmeti beklentisizce hediye eden müzisyen de... Uzaktaki dost, dünyasal tüm ezberlere sırtını çevirmiş, kollektif bilincin çok üst seviyesinden benliğinize erişebilen ilaihi rehberlerdendir. Lafta uzakta, manada yanıbaşınızdadır. Tıpkı bataklıkta bitiveren Lotus kadar da mucizevidir.


Zaman yoktur mesela onunla aranda ya da mekan. Cinsiyet kavramı yoktur, yaşlarınızın önemi de. Şüphe yoktur, en önemlisi yalan yoktur bir kere. Zaten hiç ihtiyacı olmaz ki kandırmaya.


Güven vardır en çok
. Çok az insana duyabilecegin kadar büyük bir güven.


Sadıktır. Ne anlatırsan bilirsin ki sadece onda kalır ya da yıllarca görüşmeseniz de ihtiyacın oldugunda ilk yanına gelen o olur.

Yetkili servisindir. Birileri seni kırıp dökerken o elinde alet çantası, bir yandan döküntülerini toplar, diğer yandan da alelacele tamire koyulur.
Üşenmez hiç. Gecenin 2'sinde ararsın ''kötü bir şey oldu'' diye, don paça atar kendini sokağa geliverir yanına.

İlgilidir. Göstermelik de degil bu. Gercekten içinden gelir. ''grip mi olacagım ne?'' desen, on defa arar; ''nasıl oldun?'' diye.

Dürüsttür. Hata yapar bazen, ilk anlattığı insan sen olursun ve bazen de sen hata yaparsın göz göre göre. Konuşsa kızacaksın bilir, konuşmasa haksızlık edeceğini düşünür. Ama sırtını sıvazlamak yerine tüm ciddiyetiyle uyarır seni, başına geleceklerden korkmasına ragmen. “ Sen ne anlarsın” demene rağmen, bana mısın demez, küsmez. Yine olsun, yine söyler.

Sonunda haklı da cıkar kimi zaman. Ağzından “ben sana demiştim” cümlesi ne zaman fırlayacak diye beklersin. Oysa o yine elinde ingiliz anahtarıyla gevşeyen vidalarını sıkmakla mesguldur.

Bugün ağlamak istiyorum dediginde en güzel ortamı hazırlar senin için. Kolay mı ilk defa ağladığını görecek. Sonunda sen uzaklara bakıp yağmurları yağdırırken karsında durur ve açmaz şemsiyesini; sadece ıslanır sessizce…

Dinler seni herseyden önce. Çünkü bilir ki anlamak için önce dinlemek gerekir. Anlar da çoğu zaman. Ondan hala yanındadır ya zaten.

Anlatır da... Hiç duymadıgın hikayeler anlatır ders alasın diye. Kendini anlatır. Bazen de fıkra anlatır.

Önemser. Ne kadar önemsendigini zerre umursamadan hem de.

Herşeyini paylaşır. Bilgisini paylaşır, parasını paylaşır, derdini paylaşır, mutluluğunu paylaşır. paylaşır da paylaşır...

Şımartır. Sanki dünyanın en mühim insanıymışsın gibi davranarak sana. Kendini kötü hissettiğin günlerde sen ne istersen o yapılır, tüm kaprislerin sineye çekilir, her yaptıgın hayvanlık alttan alınır.

Bazen birden ensenden tuttuğu gibi betona çalar suratını. Ona yüzlerce kez yaptıgın ayılıkları başkasına yaptıgını farkettiginde. ''ben seni çekerim'' der ardından, ''ben senin dostunum, seni böyle sevdim, böyle kabullendim. Ama çok zor başkasının seni böyle sevebilmesi. Hele ki sevgili gibi sevmesi... Değiş..!''
Kaldırırsın suratını yerden, bakarsın yüzüne, ''iyi insan olacagım'' diye söz verirsin. İnanmaz ya, umut fakirin ekmeği işte..

Korur seni, sanki cok da ihtiyacın varmış gibi. Bazen de kendi haline bırakır zarar görmeyi de unutmayasın diye. E hep yanında olacak değil ya...

Her halini gösterirsin çekinmeden. En huysuz, en mutsuz, en pespaye, en sinirli ya da en neşeli en en en işte... Şaşırır kimi zaman ama en uç noktada bile kabullenir seni.

Fedakardır bir de. Sen iyi hisset diye, kendi istediklerini hiçe sayar çoğu zaman. Daha mutlu olabilecegini hissettiği anda yer açar, zaman açar, inceden çekilir.

Azdır. Tektir hatta benim kadar bencili için. Kim çeker ki böylesini ve belki onun için de güzel olan tarafı budur. Kimsecikleri hayatında barındıramayan birinin dostu olarak tutunabilmek. hiçbir zaman onun kadar iyi bir dost olmamama rağmen....


(U)mutlu kalmanız dileği ile..
Bu köşe yazısı toplam 1093 defa okunmuştur
Köşe Yazısı Yorumları
Yorum Ekle
Benim sanırım :) Söyleyecek bir şey bulamadım gerçekten.Teşekkür ederim,güzel düşüncelerin ve varlığın için.Hep yanımda olman dileğiyle. Yürüyen Mucize :)
Sinem Topçu - 2011-11-10 15:03:18
 
Yazarlar
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Finans
İMKB 100
60104
USD ALIŞ
1.7590
USD SATIŞ
1.7710
EURO ALIŞ
2.2930
EURO SATIŞ
2.3100
POUND ALIŞ
2.7550
POUND SATIŞ
2.8000
ALTIN ALIŞ
97.0390
ALTIN SATIŞ
97.4780
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Haber Sitesi Kur